Holle Hanım ~ Bir Grimm Kardeşler Masalı

Güncelleme tarihi: 18 Eyl 2021


Pulların masalları görsel şölene dönüştürmeleri, yolumu Grimm Masallarından "Frau Holle" ile kesiştirdi; çünkü böylesine merak uyandıran çizimlerin arkasındaki hikayeye kayıtsız kalmam mümkün değildi 🕵️‍♀️ 1967 Almanya basımı bu dört adetlik pul serisini masalıyla birlikte başlayalım okumaya.


Külkedisi 'ne benzer öğelerle açılıyor hikaye. İki kızıyla yaşayan anne karşılıyor bizi. Kızlarınızdan biri oldukça çalışkan, elinden her iş gelen ve son derece iyi kalpli üvey kızımız. Diğer kızımız da bir o kadar tembel ve üşengeç. Masaldan beklendiği üzere, anne öz kızını daha çok sevdiği için tüm işleri üvey kızına yaptırıyormuş. Kızcağız her gün bir kuyunun başında oturup saatlerce bez dokurmuş. O kadar çok çalışırmış ki, parmaklarından kan fışkırırmış.


Günün birinde iplik sardığı makara kan içinde kalmış. Bunun üzerine kız kuyuya eğilerek makarayı yıkamak istemiş; fakat makara elinden kayıp kuyuya düşmüş.


Kızcağız ağlaya ağlaya üvey annesine koşmuş; ve başına gelen kazayı anlatmış. Kadın çocuğu azarlayarak: "Makarayı kuyuya nasıl düşürdüysen öyle alıp getireceksin!" diye bağırmış.


Bunun üzerine kız kuyunun başına dönmüş; ve makarayı almak için kuyuya atlamış. Kuyunun dibinde uyuyakalmış. Uyandığında ise kendini güzel bir çayırlıkta bulmuş.

Bu yemyeşil çayırda yürürken yolda karşısına bir fırın çıkmış. Fırının içi ekmekle doluymuş. Ekmek kıza seslenmiş: "Ne olursun beni fırından çıkar, beni fırından çıkar; yoksa yanacağım, çoktan piştim ben!"


Kız fırına yaklaşmış, ekmeklerin hepsini kürekle dışarı çıkarmış. Sonra yoluna gitmiş. Karşısına bir ağaç çıkmış; ağacın üzerinde kıpkırmızı elmalar sallanıyormuş, ağaç kıza seslenmiş: "Beni silkele, beni silkele! Biz elmalar çoktan olgunlaştık!"


Kız ağacı sallamış, elmalar yağmur gibi yere dökülmüşler. Ağacın üzerinde hiç elma kalmayıncaya kadar silkelemiş; ve sonra yine yola koyulmuş.


Sonunda küçük bir eve varmış. Penceresinden yaşlı bir kadın bakıyormuş. Kadının dişleri kocamanmış. Görünce kızın içini korku kaplamış. Oradan kaçmak istemiş; fakat yaşlı kadın arkasından seslenmiş: "Sevgili kızım, neden korkuyorsun? Gel burada kal; evin bütün işlerini güzelce yaparsan sana bir kötülüğüm dokunmaz. En çok dikkat edeceğin şey yatağımı güzelce düzeltmek, iyice silkelemektir. Bunu yapınca yatağın içindeki kuş tüyleri kar taneleri gibi uçar. Benim adım Holle'dür."

Holle Hanım böyle tatlı tatlı konuşunca kızın içi ferahlamış; orada kalmaya karar vermiş. İçeri girerek işine başlamış. Evin her işini seve seve yapıyormuş. Yatağı her zaman o kadar güçlü silkeliyormuş ki, tüyler kar taneleri gibi uçuşuyormuş. Bu yüzden kadının evinde rahat bir yaşam geçiriyor, kötü söz işitmiyor, her gün lezzetli yemekler yiyormuş.

Küçük kız uzun zaman Holle Hanım'ın yanında kalmış; fakat içinde hep bir üzüntü duyuyor, evini özlüyormuş. Her ne kadar buradaki yaşamı kendi evindekinden kat kat daha iyi geçiyormuşsa da, o yine de evine dönmek istiyormuş. Bir gün dayanamamış ve Holle Hanım'a: "Evimi çok özledim. Burada, yerin altında geçen yaşamım çok iyi ama artık daha fazla kalamayacağım. Yine yukarıya dönmek istiyorum." demiş.


Holle Hanım: "Güzel yavrum, bugüne kadar bana çok iyi hizmet ettiğin için, seni ben kendi elimle yukarı çıkaracağım" diye yanıtlamış.

Kızı elinden tutmuş; büyük bir kapıya doğru götürmüş. Kapı açılmış. Kız tam kapının altına geldiği zaman güçlü bir altın yağmuru başlamış ve karşısına baktığında annesinin evine gelmiş olduğunu görmüş. Kız evin bahçesine girdiği zaman horoz kuyunun üzerine çıkmış, ötmeye başlamış: "Ü ürrü üü, küçük kızımız altınlar içinde evine geri döndü!"

Her yanı altınla kaplı olduğu için kendisini hem annesi, hem üvey kız kardeşi güleryüzle karşılamışlar.

Kız başına gelenleri bir bir anlatmış. Annesi, bu altınların nasıl elde edildiğini öğrenince tembel kızına da bunları kazandırmak istemiş. Bu kızını da kuyunun başına oturtarak bez dokutmaya başlamış. Makarasının kana bulanması için kız parmağına iğne batırmış. Sonra makarayı kuyuya atmış. Arkasından da kendisi atlamış. Öbür kız gibi kendini bir çayırda bulmuş. Aynı yoldan yürümeye başlamış. Fırına vardığı zaman ekmek yine bağırmış: "Ne olursun beni dışarı çıkar, beni dışarı çıkar, yoksa yanacağım. Çoktan piştim ben!"

Fakat tembel kız: "Doğrusu üstümü başımı kirletmeye vaktim yok!" diyerek gitmiş yoluna. Az sonra elma ağacının yanına varmış. Ağaç seslenmiş: "Ne olursun, beni silkele! Biz elmalar hep olduk!"

Kız: "Yaa ne kadar da çok bilmişsin! Seni silkeleyeyim de kafama elmalar düşsün değil mi? demiş; yürüyüp gitmiş.

Holle Hanım'ın evine vardığı zaman, onun koca dişlerini önceden duyduğu için hiç korkmamış. Hemen kadının hizmetine girmiş. İlk gün çok çalışmış. Holle Hanım'ın her dediğini yapmış. Sadece yaşlı kadının kendisine vereceği altınları düşünüyormuş. Fakat ikinci gün tembelliğe, işleri başından savmaya başlamış. Üçüncü gün bu tembellik bir kat daha artmış. Sabah bir türlü yatağından kalkmak istemiyormuş. Tembel kız Holle Hanım'ın yatağını da yapmıyormuş. Çok geçmeden bu durum Holle Hanım'ı kızdırmış; ve kızı işinden çıkarmış.


Tembel kızımız altın yağmurunu beklediği için buna sevinmiş. Holle Hanım onu da büyük kapıya kadar götürmüş; fakat kız kapının altına gelince altın yerine kocaman bir kazan dolusu zift başından aşağı boşalmış.

Holle Hanım: "İşte bu da senin hizmetlerinin ödülü!" diyerek kapıyı kapamış. Tembel kız eve döndüğünde her yanı zifte bulanmış haldeymiş. Kızımızı yine horoz karşılamış ve şöyle bağırmış: "Ü ürrü üü! Tembel kızımız kapkara halde eve döndü!" Bu zift hep tembel kızımızın üzerinde kalmış.



Dipnot: Bu masalı küçüklüğümde hiç dinlememiştim. Araştırmalarımda dilimize çevrilen Grimm Masalları derlemelerinde de göremedim; ama Almanlar için önemli bir yeri olsa gerek, bir pul serisini süsleyerek posta yoluyla hikayeyi bizlere kadar ulaştırdıkları için 🎈✨



61 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör