top of page

Tersine Gitmekten Keyif Alan Bir Bey: Till Eulenspiegel

Güncelleme tarihi: 5 Ara 2022


Bu pul gördüğüm andan beri beni hikayesine çekiyor. (Pulu kullandığım çerçeveye buradan göz atabilirsiniz) Bir dizi anlatının resmedildiğini görmek bu haliyle elbette yeterli gelmedi bana ve bu hikayelerin ne olduğunu bulmanın peşine düştüm. Böylece tanıştık Till Eulenspiegel ile.


Till Eulenspiegel tam bir zıpır. Etrafındakilere sürekli şakalar yapan, onları kızdırmaktan hoşlanan bir tip. Eulen-spiegel "tersine-giden" anlamına geliyor Almancada. Bu ismi alması da eşeğe ters binmesinden geliyor. (Bizlere çok tanıdık gelen bir eylem değil mi bu?)




Eulenspiegel’in sürekli yanında taşıdığı aynasının, insanların kendilerini mizah yoluyla görmeleri için kullandığı bir sembol olduğu, onunla birlikte gezen baykuşun da, insanlara bilgece uzaktan bakan hayat felsefesini temsil ettiği söyleniyor.


Eulenspiegel küçük bir çocukken başlıyor etrafındakileri kandırmaya. Komşular artık bundan çok sıkılıyorlar ve Eulenspiegel’in babasına şikayet ediyorlar oğlunun yaramazlıklarını. Baba Eulenspiegel, küçük Till’e “Neden tüm komşular senin bu kadar yaramaz olduğunu söylüyorlar?” diye soruyor. Till Eulenspiegel: “Ah babacığım, sana aksini kanıtlayacağım. Atına bin, beni de arkana oturt ve yavaşça sür kır boyunca. Herkesin yine bana söylendiğini göreceksin, dikkatle izle” diyor.



Baba Eulenspiegel oğlunu arkasına alarak atını yavaşça sürmeye başlıyor. Till Eulenspiegel yavaşça pantolonunu indirip, poposunu herkesin göreceği şekilde babasına tutunarak oturmaya devam ediyor. Etraftakiler küçük Eulenspiegel’i görünce bağırmaya başlıyorlar: “Yazıklar olsun sana! Ne kadar da yaramaz bir oğlan bu!” Küçük Eulenspiegel babasına: “Baba baksana şunlara! Burada sessizce oturuyorum yine de ne kadar yaramazsın diye bağırıyorlar duyuyor musun?” diye hayıflanıyor. Baba Eulenspiegel oğlunu bir de önüne oturtup bir tur daha atmak istiyor. Küçük Eulenspiegel sessizce oturmaya devam ediyor. İlave olarak da ağzını kocaman açıyor ve gördüğü herkese dilini çıkartıyor. Bunu görenler yine öfkeyle: “Şuraya bakın! Tam bir küçük baş belası!” diye bağırıyorlar.


Baba Eulenspiegel oğluna: “Ah yavrum, gerçekten talihsiz bir anda doğmuşsun. Burada sessizce, kimseye bir şey yapmadan oturuyorsun ama herkes ne kadar da yaramaz olduğunu haykırıyor” diyor üzüntüyle ve oğlunu da alıp köye dönüyor. Kısa süre sonra artık iyice yaşlanmış olan baba Eulenspiegel ölüyor. Eulenspiegel 16 yaşında basıyor. Annesi oğlunun ticaretle ilgilenmesini istiyor; fakat Eulenspiegel’e bu fazla sıkıcı geliyor. Saçma sapan taktikler, hileler öğrenmeye başlıyor ve bunlar onu çok eğlendiriyor.


İp cambazlığını öğreniyor Eulenspiegel ve evlerinin yanındaki Saale nehri üzerinden ipte yürüyerek karşıya geçmeye niyetleniyor. Bunu duyan köy ahalisi meydana doluşarak, merakla izlemeye başlıyorlar sahneyi. Eulenspiegel gerdiği ipin üzerine çıkarak yürümeye başlıyor. Annesi Eulenspiegel’in böyle cambazlıklarla uğraşmasını hiç istemediği için, sessizce ipi bağlı olduğu yerden kesince Eulenspiegel suya düşüyor. İzleyen herkes kahkahalarla gülmeye başlıyor, köyün genç erkekleri Eulenspiegel’le bol bol alay ediyorlar. Son derece öfkelenen Eulenspiegel, bunun intikamını almayı o andan düşünmeye başlıyor.


Böyle birçok hikayesi var Eulenspiegel’in. Buradaki pulda resmedilen dört sahnenin hikayesini paylaşacağım ben sizlerle.



İlk sahnede Eulenspiegel yine bir ip cambazlığı yapacağını tüm köye duyuruyor. Gençlere, sol ayakkabılarını kendisine vermelerini, onları kullanarak müthiş bir gösteri sergileyeceğini söylüyor. Tüm gençler, hatta bir de ihtiyar adam ona inanıp ayakkabılarının tekini veriyor. Eulenspiegel ayakkabıları ipe bağlıyor ve ipin üzerine çıkıyor. Herkes merakla beklerken, Eulenspiegel aşağıya doğru bağırıyor: “Dikkat! Herkes ayakkabısını arayıp bulsun bakalım!” diyerek ipi kesiyor ve tüm ayakkabılar yere dağılıyor. Tam bir kaos yaşanıyor; herkes kendi ayakkabısını bulmaya çalışırken kavgalar başlıyor. Bu benim ayakkabım diyen birine başkası itiraz ediyor o benim ayakkabım diyerek ve sözlü kavga yerini tokatlara tekmelere bırakıyor. Ayakkabısının tekini veren ihtiyar adam bile gençlerle saç saça baş başa kavga etmeye girişiyor.



İkinci sahnede, Eulenspiegel’in maceralarına bir eşekle birlikte devam ettiğini görüyoruz. Yolu Erfurt’taki büyük üniversiteye düştüğünde buradaki gençler Eulenspiegel’in etrafında toplanıyorlar. Hileleri ve yaptığı şakalar çok konuşulduğu için bir numara da kendileri görmek istiyorlar. “Usta, sen herhangi bir hayvana kısa sürede okuma yazma öğretebileceğini söylemişsin. Bizim burada da çok eşek yaşar. Birine okumayı öğretebilir misin?” diye ısrar ettiklerinde Eulenspiegel: “Tabii öğretebilirim ama bu iş zaman alır. Bana yirmi yıl verin. Bu süreçte üniversite rektörü ölürse serbestim. Ben ölürsem zaten kimse beni sorgulayamaz. Öğrencim ölürse yine ben serbest kalırım.” diye şartlarını beyan ediyor ve 500 groschen’e anlaşıyorlar.

Eşeği yanına alan Eulenspiegel kulenin altındaki hana gidiyor. Burada öğrencisi için özel bir ahır tutuyor ve eski bir Zebur alıyor ders kitabı olarak. Kitabın sayfaları arasına yulaf koyuyor. Eşek bunları yemek için sayfaları çeviriyor çenesiyle. Bir süre bu şekilde yemek yemeyi öğreniyor. Eulenspiegel bir sonraki aşamada yulafları kitaba koymuyor. Eşek sayfaları çevirdikçe yemlerini göremiyor ve “A-İ” diye bağırmaya başlıyor. Eulenspiegel eşek bağırdığında yemeğini veriyor ve bu bir döngü haline geliyor. Sonuçtan memnun şekilde rektöre: “Efendim, öğrencimin durumuna bir bakmak ister misiniz? Biraz zor kavrıyor ama iyi durumdayız.” dediğinde rektör de merakla eşeği görmek için Eulenspiegel’e katılıyor. Ahıra vardıklarında Eulenspiegel eşeğin önüne yeni bir kitap koyuyor. Eşek sayfaları çeviriyor hızlıca yemlerini bulmak için ve bulamadığında “A-İ” diye bağırmaya başlıyor. Eulenspiegel: “Bakın sayın rektörüm, şimdilik sadece iki sesli harf öğrendi. Çalışmalarımıza devam edeceğiz, daha fazlasını yapacağına inanıyorum.” diyor. Rektör kısa bir süre sonra hayatını kaybedince Eulenspiegel, eşeği ait olduğu doğaya geri bırakıyor. Erfurt’taki tüm eşeklere okumayı öğretmek birkaç insan ömrünü alır, bununla da hiç uğraşmaya niyetim yok diye düşünerek, parasını da alıp ayrılıyor oradan.



Üçüncü sahneye geldik. Eulenspiegel hileli şakalarıyla Calle dükünü kızdırmış geçmişte, buna rağmen yine Calle’a yolu düşüyor. Kendine bir at ve gübre arabası bulup, yol kenarında Calle dükünün geçmesini beklerden yandaki tarlada çalışan bir çiftçiye bu tarlanın kimin olduğunu soruyor. “Benim tarlam, miras kaldı burası bana” diyor çiftçi. Yanındaki gübre arabasını dolduracak kadar toprağı ne kadara satın alabilirim diye sorunca Till, 1 şilin istiyor çiftçi ve gübre arabasını 1 şiline toprakla dolduruyor Till. Atını ve arabasını Celle şatosuna doğru sürüyor ve arabanın içine girip, toprakta debelenerek omzuna kadar gömülüyor içeri.

Calle dükü şatosuna doğru at sürerken görüyor Eulenspiegel’i ve öfkeyle bağırıyor: “Hey Eulenspiegel! Seni bir daha topraklarımda görürsem seni asacağımı söylememiş miydim ben sana?” Eulenspiegel: “Oh değerli lordum, ben sizin topraklarınızda değilim ki. 1 şiline bir çiftçiden satın aldığım topraklarda oturuyorum.” Dük: “Toprak yığınını da al ve defol topraklarımdan. Yoksa seni, atın ve arabanla birlikte asarım!” diye haykırınca atına atlayıp arabasını arkasında bırakan Till, uzaklara gidiyor. Böylece Eulenspiegel’in küçük topraklı imparatorluğu da hep Calle’de kalmış oluyor.



Son sahnenin öyküsü yine Eulenspiegel ve cin fikirliliği ile kazançlı çıkması üzerine. Bremen seyahati sırasında Till, piskoposu ziyarete gidiyor. Piskopos Eulenspiegel’in hınzır şakalarına her zaman çok gülen, onu çok seven biri. Eulenspiegel soytarılıktan artık bıkmış gibi davranıyor, kiliseye gidip rahatlamak istediğini söylüyor. Piskopos bunu duyunca kahkahalarla gülüyor, epey bir dalga geçiyor ama Eulenspiegel kiliseye gidip piskoposu kızdırana kadar dua etmeye devam ediyor. Elbette arka planda bir işler çevirmeden duramıyor, ve pazar yerinde çömlek satan bir kadının yanına gidiyor. Tüm çömleklerini satın alıyor ve karşılığında bir anlaşma yapıyor kadınla. Tembih ettiklerini yapması için işaretini beklemesini söylüyor.

Piskoposun yanına geldiğinde kiliseden yeni dönmüş gibi yapıyor. Piskopos tekrar alay etmeye başlayınca Eulenspiegel: “Kıymetli lordum, bir iddiaya var mısın? Benimle pazar yerine gel, orada çömlekçi bir kadın var. Ona hiç bir şey söylemeden, göz bile kırpmadan, sadece sessiz kelimelerimle kadının eline sopayı alıp çömleklerini kırmasını sağlayacağım.” Piskopos: “Görmek isterim” diyor ve 30 guldene bahse giriyorlar. Pazar yerine indiklerinde Eulenspiegel kadının kim olduğunu gösteriyor piskoposa, ve kimseye belli etmeden kadına işaret göndermeye başlıyor olduğu yerden. Kadın görür görmez anlıyor, bir sopa alıyor yerden ve çömlekleri kırmaya başlıyor tek tek. Herkes kahkahalarla izliyor olanları. Eve döndüklerinde tüm bunları nasıl başardığını soruyor piskopos Eulenspiegel’e ve kazandığı 30 guldeni veriyor. “Ah kıymetli lordum, zevkle anlatırım” diyerek, nasıl önce tüm çömlekleri satın aldığını, sonra kadınla anlaştıklarını, kısaca tüm bunların herhangi bir kara büyü olmadığını anlatıyor. Numara piskoposun çok hoşuna gidiyor. Eulenspiegel’e bunları kimseye anlatmamasını tembihliyor ve karşılığında bir de öküz hediye ediyor. Eulenspiegel gittiğinde piskopos tüm hizmetçilerini, şövalyelerini toplayarak kadının çömlekleri nasıl kırdığının sırrını bildiğini söylüyor. Kimsenin pek ilgisini çekmiyor bu. Piskopos da herkesten alacağı bir öküzün karşılığında bu sırrı anlatacağına söz veriyor. Öküzün bol olduğu bir sezon olduğu için herkes bir öküz vermeyi kolay buluyor, bir karşılığı da olacak ne de olsa diye düşünüyorlar. Bu sırada Eulenspiegel geliyor, öküzlerin yarısını istiyor piskopostan. “Sözüne sadık kal, biraz da efendinin payını almasına izin ver” diyerek bir öküz hediye edip gönderiyor Eulenspiegel’i piskopos. Eulenspiegel yine kazanıyor, teşekkür ederek ayrılıyor. Piskopos anlatıyor hileyi tüm detaylarıyla. Herkes sessizlik içinde şaşkınlıkla bakıyor. Kimi kafasını kaşıyor, kimi ensesini. Öküzlerini kaptırmaktan çok, böyle bir hileye düştükleri için kızıyorlar. Eulenspiegel ise yine kazanan oluyor nihayetinde.



Bu dört sahne en bilinen öykülerinden Eulenspiegel’in. Tüm öykülerini okuduğumda birçok öyküde geçen ortak bir sahne olduğunu gördüm: Eulenspiegel’in yere kakasını yapması. Kiminde iyi niyetiyle, kiminde saf görünerek, kiminde sadece kızdırmak için karşısındakini, böyle bir yöntem kullanıyor bir dışa vurum aracı olarak.




Hakkında ne düşüneceğimden henüz çok emin olamasam da, Till Eulenspiegel Almanya için oldukça önemli ve büyük bir halk figürü.



Dipnot: Eulenspiegel’i Nasreddin Hoca’ya benzetenler var şakaları ve komiklikleri böylesine hayatının içinde yaşadığı için. Özellikle eşeğe ters binme hikayesi iki karakterde de görülüyor ama benim bakışım ikisini pek yan yana getirmedi. Eulenspiegel’in şakalarının çoğu mutlaka kızan, onu bir daha etrafında görmek istemeyen, adını duyduklarında küplere binenlerle sonlanıyor.





Kaynakça:


  • A pleasant vintage of Till Eulenspiegel, born in the country of Brunswick; how he spent his life, 95 of his tales. Middletown, Conn.: Wesleyan University Press, 1972


  • Till Eulenspiegel kimdir?-Özhan Öztürk


  • Almanlar’ın Nasreddin Hocası-Prof. Dr. Saim Sakaoğlu

30 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page